26 Şubat 2017 Pazar

Koca Bir İnsanlık Ayıbı: HOCALI KATLİAMI;

  İlk defa 1915’te 700 yıl boyunca birlikte yaşadıkları ve onlara "Millet-i Sadıka (Sadık Millet)" diyen halklara ihanet eden Ermeniler, Emperyalizm kuklalığını yapmaya devam ediyor ve takvimler 26 Şubat 1992’yi gösterdiğinde bir kez daha bu millete ihanet ederek daha sonradan "Hocalı Katliamı" diye anılacak olan ve tarihe kara bir leke olarak düşecek bu katliamı gerçekleştiriyorlardı.
  Gelin hep birlikte Hocalı Katliamı’nı tarihi oluşumunu inceleyelim;
SSCB döneminde Azerbaycan’a bağlı özerk bir bölge olan ve Müslüman Azeri halkının yaşadığı Dağlık Karabağ Bölgesi 1991 yılında SSCB’nin dağılmasıyla Uluslararası bir krizin konusu oldu. Bu dönemde Rusya’nın uygulama kararı verdiği "Kafkas Politikası" çerçevesinde; Ermeni nüfusun bölgeye yerleştirilmesiyle Karabağ Uluslararası bir SOYKIRIM’a şahit olacaktı.
Tüm dünya’ya bir mesaj vermeyi hedefleyen Ermeniler coğrafi konumu nedeniyle Hocalı Köyü’nü gözlerine kestirmiştiler. Hocalı köyü, Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayan yol üzerinde bulunuyordu. Bu yüzden Ermeniler için Karabağ’ın kontrolü Hocalı Köyünden geçiyordu. Rus askeri güçleri tarafından desteklenen Ermeni birlikleri 1991 yılının aralık ayında Hocalı Kasabasını abluka altına aldı. Ve soykırım böylelikle başlamış oldu. İşgalci güçler Hocalı’ya girdiklerinde kadın-erkek, yaşlı-çocuk demeden köy halkını katletti.

  26 Şubat 1992 tarihinde gerçekleşen bu katliamda 83 çocuk, 106 kadın 70’den fazla yaşlı dâhil olmak üzere toplam 613 kişi hunharca katledildi. Toplam 487 kişi ağır yaralanmış, 1275 kişi esir alınmış ve 150 kişi kaybolmuştur. 150’ye aşkın çocuk yetim veya öksüz kaldı.
Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Bu zulme hamile kadınlar ve çocukların da maruz kaldığı tespit edilmiştir. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamını Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmişti
  Tüm bu kan donduran vahşet yaşanırken Ermeni güçlerinin kumandalığını yapan ve bugün Ermenistan Cumhurbaşkanlığını görevini sürdürmekte olan Serj Sarkisyan İngiliz gazeteci Thomas De Waal’a "Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu (stereotipi) kırmayı başardık. Ve olay işte bu" gibi bir açıklamayı yapabilecek kadar küstah ve onursuzdu.
Dünya kamuoyu ve gerekli merciler daha önceki katliamlara nasıl sessiz kaldıysalar Hocalı katliamını da görmezden gelmişlerdir. Hali hazırda Azerbaycan’ın 5/1 ini işgal etmiş bulunan Ermenistan "Büyük Ermenistan" hayaliyle işgaline devam ediyor.

  Tüm dünyanın tanıklık ettiği fakat sessiz kalmayı tercih ettiği bu vahşetin 25. yılında Ermenilerin lobicilik faaliyetleri vasıtasıyla tüm Dünya'ya unutturmayı hedeflediği bu insanlık ayıbını unutmadık, unutmayız, unutturmayız...


20 Şubat 2017 Pazartesi

Es selamun aleyküm,

biz, her birimiz ayrı hayatlardan, ayrı diyarlardan gelerek buluştuğumuz, soğuğuna inat gönlümüzü ısıtan Erzurum'dan seslenmek istedik size. insan düşünüyor, okuyor, yazıyor, çiziyor, kızıyor... biz istedik ki şu hayatta paylaşmaya değer bir şeylerimiz olsun, paylaştıkça çoğalan, çoğaldıkça dolan bir tohum heybemiz olsun. bu yüzden, seslenmeye karar verdik. konuşan değil, kuşanan olabilmek umuduyla. evet umut. anahtar kelime bir nevi. umut yol azığı, yol türküsü. umut, küçükse de büyüyen, cılızsa da filizlenen, sönükse de cesaretlenen. Aliya'nın "yürümek için sebeplerim var" derkenki sebebi olan umut. umut, tek başımıza bir şeyler yapmaya takat bulamazken, iki kişi olunca, üç kişi olunca, sayı arttıkça dünyayı değiştirme kudreti ve hasreti hissettiren. dilimizde duâ, slogan, münacaat misali dolanıp durduğu için "umuda tohum ek" cümlesi, ismimizi de buradan almak istedik. bizi nereden okursunuz, nasıl okursunuz, beğenir misiniz bilmiyoruz. gönül istiyor ki bütün kardeşlerimize ulaşmak, farklı farklı kanallardan seslendiğimiz bu gemiyle nasip olsun. vaktinizi boşa harcadığınız bir internet sitesi değil de, sohbetiyle kendinizi yuvanızda hissettiren güzel insanlar olur ya hani, işte o sohbetler misali kulağınızda hoş bir tını, dilinizde hoş bir tat, kubbede hoş bir sedâ bırakabilen bir platform olmak niyetiyle. Allah'a emanet olun...